COVİD-19 Salgını Gölgesinde Eğitim Süreci

Salgının sadece sağlıkla ilgili alınması gereken önlemlerden ibaret olmadığı, politik, sosyal, ekonomik ve eğitim gibi birçok alanda da çeşitli tedbirlerin alınması gerektiği bilinmektedir.


COVİD-19 Salgını Gölgesinde Eğitim Süreci

Yeni tip corona virüs adı verilen virüsün Aralık 2019’da Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkması ve 11 Mart 2020’de Dünya Sağlık Örgütü’nün salgını pandemi olarak ilan etmesiyle birlikte pek çok alanda tedbirler alınmaya başlanmış, salgını yavaşlatmak veya durdurmak için çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Salgının sadece sağlıkla ilgili alınması gereken önlemlerden ibaret olmadığı, politik, sosyal, ekonomik ve eğitim gibi birçok alanda da çeşitli tedbirlerin alınması gerektiği bilinmektedir. Bu tedbirler kapsamında 1,5 milyar öğrencinin eğitim-öğretim faaliyetleri durmuş olup mevcut durumdan dünyanın hemen hemen tamamı etkilenmiştir. Doğal olarak ülkemizde de bu süreçte virüsle mücadele adına eğitim uzaktan eğitim adıyla online olarak verilmeye başlanmış, yaklaşık 16 milyona yakın okul öncesinden liseye kadar okuyan öğrenci bu durumdan etkilenmiştir. 14 Mart 2020 tarihinde ise üniversiteler dahil olmak üzere ülkemizde eğitime ara verilmiştir. İlk başta eğitim-öğretim faaliyetlerine üç hafta ara verildiği söylenmesine rağmen, vaka sayılarındaki artış sebebiyetiyle 2019-2020 eğitim-öğretim yılının 2.döneminde okulların tekrar açılmaması kararı alındı. Bununla birlikte hızlı bir karar alma süreci başlamış, uzaktan eğitim ile süreç devam etmiştir.

COVİD-19 Salgını Süresince Eğitimde Yaşanan Problemler

Covid-19 salgını sürecinde, ilkokuldan üniversiteye kadar verilecek eğitimin tek bir tip olmasının ihtimalinin olmadığı bilinmektedir. Her çocuğun eğitim seviyesinin kendilerine özel beklentileri ve buna göre uyarlanmış bir eğitim alma durumu olması gerekmektedir. Buna dayalı olarak, öğretmenlerin güncel duruma göre çocukların ihtiyaçları doğrultusunda çeşitli eğitimlerden geçmesi, salgının oluşturduğu yeni durumlara hazır hâle getirilmesi araştırmacılar tarafından tavsiye edilmiştir. Yaşanan bu alışılagelmedik durum öğretmenlerin hızlı bir şekilde online eğitime geçilmesine hazırlıksız yakalandıklarını, online eğitim için henüz hazır olunmadığını, eğitimcilerin acil uzaktan eğitim deneyimlerinin olmadığını, kullanılan sistemlerin ilk etapta öğrenci ve öğretmene yabancı ve zor geldiğini, öğrencilerle iletişimin düşük olduğunu ve bazı öğrenciler tarafından online eğitimde verim alınamaması sebebiyetiyle derse katılmak istemedikleri değerlendirmenin nasıl yapılacağının bilinmediğini ve uzaktan eğitimin her alan için mümkün olmadığını söylemek pek de zor olmayacaktır.

Özellikle ilkokullarda çocukları eğlendirecek etkinliklerin yeterince uygulanamaması okuma yazma bilmeyen birinci sınıf çocuklarının online eğitimde okuma yazma öğrenmelerinin zorlaşması aynı şekilde ilkokul öğretmenlerinin çocukları eğlendirecek ve çok fazla süre bilgisayara bakmanın sıkıntısını atacak etkinlikleri uygulama ve oyun oynatma hususunda sınıfta kalmaları özellikle ilkokul çocukları için ciddi bir problem teşkil etmiştir. Aynı şekilde sınava girecek LGS ve YKS öğrencileri de okullarının bir açılıp bir kapanmasıyla beraber afallamalar yaşamış çalışma süreçleri ve planları bu sebeple sekteye uğramıştır. Öğrenciler uygulamaya dönük içeriği daha çok ağırlığa sahip olan fen derslerinin online eğitimle uygulanması öğrencilerin deney yapamıyor olmaları, yaşanan teknik aksaklıklar, fırsat eşitliğinin olmayışı, odaklanma sorunları ve uzun süre dijital araç kullanımının fiziksel olarak verdiği zararları belirten birçok olumsuz deneyimler de öğrencilerin online eğitimde yaşadığı problemler arasındadır. Bu süreçten velilerin de memnun olmadıklarını araştırmalar sonucu velilerin ise bu süreçte EBA’daki bağlantı hatalarından, internet altyapısının yetersizliğinden, canlı derslere katılım gösterirken yaşanan problemlerden, ailelerin yeterli teknolojik bilgi ve donanıma sahip olmamasından, evdeki dijital araç sayısının yetersizliğinden, yazılım hatalarından, ders için kullanılacak materyallerin istenildiği şekilde erişim sağlanamamasından ve son olarak zamanın yeterli olmamasından yakındıkları hususunda bulgulara ulaşmışlardır.

Bu olumsuzluklara dayalı olarak çocukların odaklanma sorunu yaşadıklarını, eğitim ve öğretim faaliyetlerini ciddiye almadıklarını, online dersten sıkılmaları sebebiyetiyle sınıf ortamına yabancılaştıklarını ve bu sebeplere bağlı olarak isteksizleştikleri tespit edilmiştir. Bu tür problemlere bağlı olarak ortaya çıkan isteksizliği aşmanın, çocuklara online da olsa eğitim almanın önemli olduğunun hatırlatılması, öğretmenleriyle iletişimlerinin kesilmemesi ve motivasyonlarının artırılmasıyla mümkün olacağı uzmanlar ve araştırmacılar tarafından tespit edilmiştir.

Uzaktan Eğitim Süresince Yaşanan Olumsuzlar İçin Çözüm ve Öneriler

Öğretmenlerin teknolojiye dair bilgi ve donanımlarının artırılması ve ilkokul 1.sınıf eğitiminde okuma yazma öğretiminde doğru ve etkili bir öğretim metodunun oluşturulmasına dair eğitim almaları gerekmektedir. Öğretmenlerin talepleri doğrultusunda yazılım ve teknolojik araç olarak güçlendirilmiş bir eğitim-öğretim ortamı, salgın neticesinde ortaya çıkan online eğitim modeliyle okuma yazma öğretiminde olumlu sonuçlar doğuracağı düşünülmektedir. Bu noktada acil olarak öğretmenlerin Covid-19 salgını döneminde okuma yazma öğretiminde karşılaşılan sorunlar çözüm önerileri ve eksiklikleri tespit edilmeli, gereken araçlar ve eğitimler online eğitim modeli kullanılarak öğretmenlere verilmelidir. Birinci sınıf öğretmenleri, bu dönemde çaba gösteren velilerin varlığı ve bu velilerin öğrenciyi öğrenmeye teşvik etmeleri, maddi sıkıntıları olsa dahi araç gereç temin etme çabası gösteren velilerin varlığı, çocuklara yardım eden önemli unsurlardan biridir. Bunun yanında, ilgisiz, öğrencinin derse katılımını veya geç katılımını önemsemeyen ve görmezden gelen, online eğitimi eğitim olarak düşünmeyip adeta tatil gibi gören velilerde bu dönemde kendilerine sorun çıkaran, aile kaynaklı faktörlerden bir tanesidir.

Salgın dolayısıyla eğitim-öğretim faaliyetlerinin yolunda ilerlemesi için ailelerin bu hususta bilinçlendirilmesi ve çocukların teknolojik aletleri eğitim amaçlı kullanabilmelerine nasıl yardımcı olacakları hususunda bilgilendirilmeleri gerekmektedir. Bunların yanı sıra teknolojik aletleri kullanım süresine dair de bir düzenleme olması gerektiği de aşikardır. Birçok ebeveyn çocuklarının 10-15 dakikalık teneffüs aralarında dahi tabletlerine ve yahut diğer teknolojik araçlara koşmasının ve bu sebebiyetle adeta bir tablet veya bilgisayar bağımlısı olduklarını dile getirmektedir. Bu hususta atılması gereken en önemli adımlardan bir tanesi ise velilerin online eğitim-öğretim faaliyetlerini yakından takip etmeleri hususunda Millî Eğitim Bakanlığı ve diğer ilgili eğitim-öğretim kurumlarının sağlayacağı eğitimlerle bilinçlendirilmesidir. Her velinin çocuğunun gelişimini takip edip öğretmenleriyle sürekli iletişim halinde olmaları gerektiği hususunda bilgi verilmesi gerekmektedir.